Üye Ol
Üye Girişi
Webmail | Hizmetlerimiz | Yardım Konuları | Faydalı Linkler | Şifremi Unuttum? | Yeni Üyelik
Marbleport'a Hoşgeldiniz
Anasayfam YapAna Sayfam Yap Favorilerime ekleSık Kullanılanlara Ekle
  Site içi Arama:
Doğal Kaynaklar

NÜKLEER KAYNAKLAR (TORYUM VE URANYUM)

NÜKLEER KAYNAKLAR (TORYUM VE URANYUM) NÜKLEER KAYNAKLAR (TORYUM VE URANYUM)

Nükleer Kaynaklar (Toryum ve Uranyum):
Bugün için nükleer enerji hammaddeleri kapsamına uranyum ve toryum girmektedir. Ancak, toryuma dayalı nükleer santralların henüz ekonomik boyutta devreye girmemeleri nedeniyle, toryum, halen sırasını bekleyen bir nükleer yakıt hammaddesi durumundadır. Bu nedenle, raporda esas olarak uranyum incelenmiş, toryum konusu ise kısa işlenmiştir.
Dünya uranyum kaynakları çeşitli üretim maliyetlerine göre, görünür ve muhtemel olarak sınıflandırılırlar. Günümüzde genellikle Kgı 80 ABD dolarına maledilen görünür rezervlerden uranyum üretilmektedir. Dünyada 1997 yılı itibariyle Kgı 80 ABD dolarına maledilebilen 2.340.000 ton görünür uranyum rezervi vardır. Bu rakam 1995 verilerine göre % 10 daha fazladır. 1997 yılı görünür rezervinin bir bölümü işletilebilir rezerv, bir bölümü ise yerinde rezervdir. Yani işletme kayıpları hesaba katılmamıştır. Gerçek işletilebilir miktarların, verilen değerlerin %5 ile %50 sinin altında olduğu tahmin edilmektedir. Nükleer enerji hammaddeleri esas olarak nükleer reaktörde elektrik enerjisi elde etmek için yakıt olarak kullanılmaktadır. Dolayısıyla tüketimi, kurulu nükleer enerji kapasiteleri belirlemektedir. Dünyada mevcut reaktörlerin uranyum tüketimi, 1996 yılında toplam 60.448 ton olmuştur. Kısa dönem için yapılan tahminler, uranyum talebinin 2005 yılında 66.800-69.400 ton aralığında, 2010 yılında 71.000-77.000 ton aralığında ve 2015 yılında da 62.500-82.800 ton aralığında olacağını göstermektedir.
Dünya uranyum üretiminin yaklaşık %70ini üç şirket elinde bulundurmaktadır. Bunlar; CAMECO (Canadian Mining Energy Co.) adlı Kanada şirketi, COGEMA (Compagnie Générale des Matières Nucléaires) adlı Fransız şirketi ve RTZ (Rio Tinto Zinc Co.) adlı İngiliz şirketidir. Uranyum üreticisi ülkeler, 1996 yılında, Çin, Hindistan ve Pakistan dahil 36.200 ton civarında uranyum üretmişlerdir. Bu rakam, yaklaşık 63 maden ocağı ve 33 uranyum işleme merkezinden alınan rakamların toplamıdır.
Uranyum piyasasındaki fiyat gelişmeleri yıllara göre büyük farklılıklar göstermiştir. 1970 yılında 15 USD/Kg olan uranyum fiyatı, 1978 yılında 113 USD/Kga kadar çıkmış, 1990 yılında ise 70 USD/Kg U seviyesine inmiştir. Bu iniş 1994 yılının 3 üncü çeyreğine kadar sürmüş ve spot piyasada fiyatı 18.33 USD/Kg olmuştur. 1994-1996 yılları arasında fiyatlarda bir kıpırdanma olmuş ve 1996 yılında 42.38 USD/Kg düzeyine yükselmiştir.
Buna bağlı olarak hem arama harcamaları hem de üretim miktarı artmıştır. Türkiyede uranyum aramalarına 1990 yılı sonuna kadar devam edilmiş ve 5 yatakta toplam 9.129 ton görünür uranyum rezervi ortaya konulmuştur. 1990 yılından sonra zaman zaman yapılan aramalar kısıtlı bütçe ile sınırlı alanlarda yapılmıştır. Bu 5 yatağın ortalama tenör verezervleri, aranıp bulundukları yıllarda, dünyaca kabul edilen ekonomik sınırlarda olmalarına rağmen, bugün için, bu değerler söz konusu sınırların oldukça altında kalmıştır. Bunun nedeni, son yıllarda nükleer santral planlamalarındaki önemli değişmeler ve özellikle Kanada ve Avustralyada yüksek tenörlü, üretim maliyetleri çok düşük uranyum yataklarının bulunmasıdır.
Türkiyede geçmiş dönemlerde laboratuvar ve pilot çapda, önemli teknolojik çalışmalar yapılmıştır. Bu teknolojik çalışmalar sırasında Uranyum cevherinden sarı pasta üretilmesi ve sarı pastanın nükleer yakıt haline getirilmesindeki bütün aşamalar gerçekleştirilmiştir. Yakın geçmişte, 1990 yılından itibaren dünya uranyum üretimi, sürekli olarak tüketimin altında kalmıştır. Öte yandan, ileriye dönük tahminler, aynı trendin devam edeceğini ortaya koymaktadır. Önümüzdeki bir kaç yıl içinde, tüketimin eldeki stoklardan karşılanabileceği düşünülse de, stokların yavaş yavaş eridiği gözlenmektedir. 2010 yılına gelindiğinde üretim kapasitesi 62.000 ton/yıl olsa bile, uranyum ihtiyacı 71.000-77.000 ton/yıl aralığında seyredecektir. Bu durumda, 1970li yıllardaki petrol krizlerinde olduğu gibi, 2010lu yıllarda bir uranyum krizine girilerek, uranyum fiyatlarının yüksemesi büyük bir olasılık olarak görülmektedir.
Ülkemizin durumuna bakıldığında, elektrik üretiminde kullanılabilecek yüksek kalorili büyük kömür rezervlerimiz, zengin petrol ya da doğal gaz kaynaklarımız yoktur. Ayrıca, hidroelektrik potansiyel kullanımı da doyum noktasına gelmek üzeredir. 2010lu yıllarda karşılaşılabilecek enerji sıkıntısını aşabilmek için nükleer enerji kullanımına geçiş kaçınılmaz olacaktır. Türkiye enerji üretim kaynaklarını çeşitlendirmelidir. Herhangi bir enerji hammaddesinin sağlanması veya üretilmesinde ortaya çıkabilecek bir olumsuzluk ancak enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesiyle çözümlenebilir. Daha önce de değinildiği gibi, 2010lu yıllarda uranyum arzı, kurulu reaktörlere dahi yetmeyecektir. Bu durumda Türkiye in öz kaynaklarından yararlanması zorunlu olacaktır. Bu nedenle, Türkiye uranyum aramalarına etkin bir şekilde yeniden başlamalıdır. Bugüne kadar bulunan rezervlerin, Türkiye nin nihai potansiyelini oluşturmadığı, aramalara devam edilmesi durumunda, daha büyük rezervler bulunabileceğine inanılmaktadır. Bunun için gerekli olan, yeterliliğini kanıtlamış eleman kadrosu ve modern ekipmana sahip olmaktır. Ancak, son yıllarda deneyimli pek çok teknik elemanın emekli olması veya başka alanlara yönelmiş olması bir darboğaz oluştursa da, derhal teknik eleman yetiştirmeye başlanarak bu darboğazdan çıkılabilir. Toryum, sırasını bekleyen bir nükleer yakıt hammaddesi durumundadır. Bunun en büyük nedeni nükleer yakıt çevrimi ile ilgili sorunlardır. Söz konusu sorunlar nedeniyle, halen dünyada toryumla çalışan bir nükleer santral bulunmamaktadır. Ancak, İngiltere, Almanya ve ABDde toryumla çalışan deneme amaçlı santrallarda araştırma ve geliştirme çalışmaları sürdürülmektedir. Türkiyede, geçmiş yıllarda MTA Genel Müdürlüğü tarafından yapılan çalışmalar sonucunda, Eskişehir- Sivrihisar- Kızılcaören yöresindeki nadir toprak elementleri ve toryum kompleks cevher yatağında, 380.000 ton görünür ThO2 rezervi tespit edilmiştir. Ancak, söz konusu sahadaki toryumun zenginleştirilmesiyle ilgili teknolojik sorunlar henüz tam olarak çözülememiştir.

URANYUM
Tanım ve Sınıflandırma
Bugün için, nükleer enerji hammadde kapsamına uranyum ve toryum girmektedir. Toryum raporun sonunda ayrı bir bölüm olarak incelenecektir. Uranyum doğada hiçbir zaman serbest olarak bulunmaz. Çeşitli elementlerle birleşerek uranyum minerallerini meydana getirir. Yerkabuğunda yüzlerce uranyum minerali vardır; ancak bunların büyük çoğunluğu ekonomik boyutta uranyum içermezler. Ekonomik yatak oluşturanlar, autunite, pitchblende (uraninite), coffinite ve torbernite ir. Uranyum cevheri doğada bulunuş şeklinden nükleer reaktörde kullanılacak yakıt haline getirilinceye kadar birçok evreden geçer.
Bunlar:
i. Cevher Arama, ii. Cevher Yatağının İşletilmesi, Cevher Çıkarma,
iii. Sarı Pasta Üretimi,
iv. Sarı Pasta Arıtma (ADU yapımı),
v. Kalsinasyon ve UO2ye İndirgeme,
vi. UO2
in UF4e Dönüştürülmesi,
vii. UF4den UF6 Yapımı.
Uranyum, uluslararası piyasalarda nükleer enerji hammaddesi olarak, sarı pasta halinde işlem görür. Ürün standardı olarak sarı pastanın en az %60U içermesi istenmekte ve arıtılmış bir uranyum bileşiğinde (UO2, UF6 gibi) diğer elementlerin toplamının 1gram uranyum için 300 ppmden fazla olmaması gerekmektedir.
Sektörde Faaliyet Gösteren Uluslararası Organizasyonlar
Sektörde faaliyet gösteren, dünya çapındaki en büyük organizasyon, merkezi Viyanada olan Uluslararası Atom Enerji Ajansı (IAEA, International Atomic Energy Agency)dır. Ayrıca üye ülkeler arasında bilgi alışverişini sağlamak ve işbirliği temin etmek üzere, merkezi Paris e olan OECD nezdinde, Nükleer Enerji Ajansı (NEA, Nuclear Energy Agency) mevcuttur.
DÜNYADA MEVCUT DURUM
Uranyum kaynakları görünür ve muhtemel olarak, üretim maliyetleri dikkate alınarak sınıflandırılırlar. Bu maliyet kategorileri günümüzde OECD/NEA ile IAEA tarafından Kgı 80 USD’a kadar maledilen, Kgı 80-130 USD arasında maledilebilen şeklinde belirlenmiştir. Dünyada, 1997 yılı itibariyle, Kgı 80 USD’a kadar maledilebilen 2.340.000 ton görünür, 745.000 ton muhtemel uranyum rezervi vardır. 1997 yılı 2.340.000 tonluk görünür rezerv miktarı, 1995 yılı rezervlerine göre % 10 daha fazladır. Yine dünyada, 1997 yılı itibariyle, Kgı 80-130 USD arasında maledilebilen 718.000 ton görünür, 244.000 ton muhtemel uranyum rezervi vardır. Gerçek işletilebilir miktarların, verilen değerlerin %5 ile %50 altında olduğu tahmin edilmektedir.
Aramalar
Uranyumun diğer madenler gibi kolayca alınıp satılamaması, nakliyesinin çok sıkı kurallara, ülkeler arasındaki bazı anlaşmalara ve de uluslararası denetime bağlı olması nedeniyle, nükleer santral kuran veya kurmayı planlayan ülkeler, kendi uranyum kaynaklarını bularak değerlendirmeyi amaçlamaktadırlar. Ülkelerin yurtiçinde yaptıkları aramalara ayırdıkları kaynaklar 80li yıllardan itibaren düşmeye başlamıştır. Bu düşüş 90lı yılların ortalarına kadar devam ederken, ABD, Belçika, Kanada, Fransa, Almanya, İtalya, Japonya, Kore, İsviçre ve İngiltere gibi ülkeler, kendi ülkeleri dışındaki aramalarını sürdürmüşlerdir. Bu ülkelerin 1996 yılında, kendi ülkeleri dışında yaptıkları uranyum aramaları harcamaları tutarı 21.474.000 USD’dır. Genel olarak, 80li yıllardan başlayan arama ve üretim düşüşü fiyatları da etkilemiştir.
Bunun nedenleri:
1. Gelişmiş ve önemli oranlarda nükleer enerji üreten ülkelerin bir bölümünün (Almanya, İngiltere, İsviçre, Japonya ve Fransa gibi) uranyum potansiyellerini belirleyerek, yurt içi aramalardan ya tamamen vazgeçmeleri, ya da azaltmaları,
2. İsveç, Norveç gibi bazı ülkelerde, kamuoyu baskısı sonucu nükleer enerji kullanımından vazgeçilmesi, dolayısıyla aramaların da durdurulması,
3. Uranyum fiyatlarının, aramaları cazip kılacak şekilde artmaması veya istikrarlı bir
düzeyde seyretmemesi,
4. Uranyum talebinin yeterli düzeyde olmaması,
5. Uranyum üretim ve satımının uluslararası kuruluşlar ve devletlerin denetiminde yapılmasının birçok özel girişimciyi uranyum aramaktan ürkütmesi,
6. Çernobil kazasının nükleer enerjiye karşı dünya kamuoyu üzerindeki olumsuz etkisi,
7. Fosil yakıt fiyatlarının düşük bir seyir izlemesi,
8. Gelişmekte olan ülkelerin yeterli kaynak ayıramaması,
9. Doğu ve Batı blokları arasındaki gerginliğin azalmasıyla eski doğu bloku ülkelerinin piyasaya düşük fiyatla uranyum sürmesi, olarak sıralanabilir.
Bu e-kitap, http://ekutup.dpt.gov.tr/ adresindedir.

Yeterli gelmediyse , Sizin için araştıralım bilim@marbleport.com

ENERJİ KAYNAKLARI

Ankara Yılbaşı
mobile porn
Ankara Haber