Üye Ol
Üye Girişi
Webmail | Hizmetlerimiz | Yardım Konuları | Faydalı Linkler | Şifremi Unuttum? | Yeni Üyelik
Marbleport'a HoÅŸgeldiniz
Anasayfam YapAna Sayfam Yap Favorilerime ekleSık Kullanılanlara Ekle
  Site içi Arama:
Madencilik Kültürü

TERZİ



Genç adam iyi bir terziymiÅŸ. Bir dikiÅŸ makinesi ve küçücük bir dükkânı varmış. Sabahlara kadar uÄŸraşıp didinir ama pek az para kazanırmış. Çok soÄŸuk bir kış gecesi dükkanı kapatırken elektrik sobasını açık unutmuÅŸ ve çıkan yangın onun felaketi olmuÅŸ. Artık ne bir iÅŸi varmış ne de parası. Günler boyu iÅŸ aramış ama bulamamış... Yük taşımış, bulaşıkçılık yapmış, yine de evinin kirasını ödeyecek kadar para kazanamamış. Sonunda ev sahibinin de sabrı taşınca, küçük bir bavula sığan eÅŸyalarıyla sokakta bulmuÅŸ kendini...

Mevsim kış, hava ayaz olsa da genç adamın köÅŸedeki parktan baÅŸka gidecek yeri yokmuÅŸ. Bir sabah iÅŸ arayacak derman bulamamış bacaklarında. Açlıktan ve soÄŸuktan bitkin bir ÅŸekilde bankta otururken, kocaman bir araba yanaÅŸmış kaldırıma. Arka kapıyı açmaya çalışan ÅŸoförü kızgınlıkla yana itmiÅŸ arabadan inen yaÅŸlı adam,

"Yalnız bırakın beni, parkta dolaşırsam belki sinirim geçer" diye söylenmiÅŸ.

Zengin bir iÅŸadamı olduÄŸu her halinden belli olan ihtiyar, birkaç adım attıktan sonra bankta titreyen terziyi görmüÅŸ. Terzi, adamın üzerindeki paltoya bakıyormuÅŸ dikkatle. Birden siniri geçiveren ihtiyar,

"Zavallı adamcağız kim bilir nasıl üÅŸüyordur, ona nasıl yardım etsem acaba?" diye düÅŸünmeye baÅŸlamış.

Oysa terzinin düÅŸlediÄŸi paltonun sıcaklığı deÄŸilmiÅŸ. O, çok kalın ve kaliteli bir kumaÅŸtan üretilen bu paltonun sahibine hiç de yakışmadığını ve onun vücuduna uygun ÅŸekilde dikilmediÄŸini düÅŸünüyormuÅŸ. YaÅŸlı iÅŸadam, terzinin yanına yaklaşıp,

"Ne o evlat, bu ayazda parkta donmuşsun. İstersen paltomu sana verebilirim" deyince,

"Hayır, teÅŸekkür ederim. Ben sadece bu paltonun size göre olmadığını düÅŸünüyordum. Kumaşı fazla kalın ve sizi olduÄŸunuzdan ÅŸiÅŸman göstermiÅŸ" diye yanıt vermiÅŸ terzi.

YaÅŸlı adam bu cevabı alınca hayli ÅŸaşırmış. Çünkü o da üzerindeki paltoya onca para ödediÄŸi halde kendisine bir türlü yakıştıramıyormuÅŸ.

"SoÄŸuktan titrerken nasıl böyle bir ÅŸeye dikkat edebiliyorsun?" diye soran yaÅŸlı adam,

"Ben terziyim" yanıtını alınca

"Benimle gel, hayat hikayeni yolda anlatırsın" diyerek arabaya bindirmiş bizim terziyi.

Bu karşılaÅŸma, terzinin hayatındaki dönüm noktası olmuÅŸ. Böyle yetenekli bir insanın iÅŸsiz ve evsiz kalmasına çok üzülen iyiliksever yaÅŸlı adam, terziye bir dükkan açmasına yetecek kadar para vermiÅŸ. Bunun karşılığında tek istediÄŸi kendi giysilerini bu genç adamın dikmesiymiÅŸ. Terzi yeniden bir iÅŸe hem de kendi iÅŸine baÅŸlamanın heyecanıyla deliler gibi çalışmaya baÅŸlamış. Bu arada yaÅŸlı iÅŸadamı da desteÄŸini esirgemiyor, onu kendi çevresinden zengin kiÅŸilerle tanıştırarak yeni sipariÅŸler almasını saÄŸlıyormuÅŸ. Küçük dükkân önce kocaman bir modaevine dönüÅŸmüÅŸ, sonra da pek çok ünlü marka için üretim yapmaya baÅŸlamış. Terzi artık "ünlü iÅŸadamı" diye anılır olmuÅŸ.

Bir gün ihtiyar adam onu ziyarete gitmiÅŸ. Terzi çok büyük bir iÅŸ baÄŸlantısı yapmak üzere yurt dışına gidecekmiÅŸ ve uçaÄŸa yetiÅŸmesine az bir zaman varmış. Biraz sohbet ettikten sonra yaÅŸlı adam birden fenalaÅŸmış, kalp krizi geçiriyormuÅŸ. Hemen bir ambulans çağırılarak hastaneye kaldırılmasını saÄŸlamış. Yeni iÅŸadamımız ise büyük iÅŸi kaçırmak istemediÄŸi için uçaÄŸa yetiÅŸmiÅŸ. YaÅŸlı adam krizi atlatmış ve uzun süre hastanede yatmış, bir yandan da sadece bir kez telefon ederek durumunu soran terziyi bekliyormuÅŸ. Fakat terzi daha çok para kazanmak için oradan oraya koÅŸtururken bir türlü yaÅŸlı adamı ziyarete gidememiÅŸ.

Aradan o kadar uzun bir süre geçmiÅŸ ki bu sefer de utancından yaÅŸlı adamın kapısını çalamaz olmuÅŸ. Bir süre sonra terzinin iÅŸleri yolunda gitmemeye baÅŸlamış. Fabrikalarını kapatmak zorunda kalmış ve elinde kala kala yine küçücük bir dükkan kalmış. Utana sıkıla yaÅŸlı adama koÅŸmuÅŸ hemen nerede hata yaptığını sormak için. Son derece kırgın olan ihtiyar yine de onu kabul etmiÅŸ ama anlatacağı öyküyü dinledikten sonra hemen çıkıp gitmesini istemiÅŸ.

Ve başlamış anlatmaya:

"Bir zamanlar fakir bir oduncu varmış. Ormandaki bir kulübede yaÅŸar ve odun keserek hayatını kazanırmış. Bir gün kulübesinde yangın çıkmış ve bu yangın bütün ormanı kül etmiÅŸ. O çevrede kimse ona güvenip iÅŸ vermeyince, çıkınını alan oduncu, eÅŸeÄŸine binip yola koyulmuÅŸ.

AÄŸaçların arasında yürürken birinin kendisine seslendiÄŸini duymuÅŸ. Başını kaldırınca konuÅŸanın bir bülbül olduÄŸunu görmüÅŸ. Bülbül ona

"Senin haline çok üzüldüm, ÅŸimdi öyle bir büyü yapacağım ki eÅŸeÄŸin çok güzel ÅŸarkı söylemeye baÅŸlayacak, sen de onunla gösteriler yapıp çok para kazanacaksın" demiÅŸ.

Gerçekten de eÅŸek birbirinden güzel ÅŸarkılar söylemeye baÅŸlamış. Oduncu o ÅŸehir senin bu kasaba benim dolaşıp eÅŸeÄŸine ÅŸarkı söyletiyor ve herkes onları izlemek için birbiriyle yarışıyormuÅŸ. Oduncu ve ÅŸarkı söyleyen eÅŸeÄŸi bütün ülkede ünlenmiÅŸler. Bir gün yine bir gösteriye yetiÅŸmek için koÅŸtururlarken, bülbülün yardım isteyen sesini duymuÅŸ oduncu. Bir kedi bülbülü yakalamış ve yemek üzereymiÅŸ. Åžöyle bir duraklamış ama gösteriye gitmemeyi, onca parayı kaçırmayı gözü yememiÅŸ, arkasına bakmadan kaçmış oradan. Gösteri baÅŸladığında ise eÅŸeÄŸi her zamanki gibi güzel ÅŸarkılar söylemek yerine sadece bir eÅŸeÄŸin çıkarabileceÄŸi sesleri çıkarmış.

Oduncu kendisini ÅŸarlatanlıkla suçlayan izleyicilerin elinden canını zor kurtarmış. İşte o zaman bülbül ölünce büyünün bozulduÄŸunu anlamış. Ben de senin bülbülündüm ve sen beni öldürdün, büyü de o yüzden bozuldu. KeÅŸke güzel giysiler dikerken dostluk ipliÄŸini koparmasaydın..."

Öyküyü dinleyince hemen çıkıp gitmiÅŸ terzi, çünkü söyleyecek bir sözü yokmuÅŸ...

Dostluk iplerinizi koparmamanız dileğiyle.......

Yalnızlığa dayanırım da, bir başınalığa asla,

YaÅŸlanmak hoÅŸ deÄŸil, duvarlara baka baka.

Bir dost göz arayışıyla,

Saat tıkırtısıyla...

Korkmam geçinip gideriz biz mutlulukla,

Ama;

''Günün aydın, akÅŸamın iyi olsun'' diyen biri olmalı.

Bir telefon çalmalı ara sıra da olsa kulağımda.

Yoksa zor deÄŸil, hiç zor deÄŸil,

Demli çayı bardakta karıştırıp,

Bir başına yudumlamak doyasıya.

Ama ''Çaya kaç ÅŸeker alırsın?''

Diye soran bir ses olmalı ya ara sıra...

CAN YÜCEL

Gözler arasındaki iliÅŸkiyi biliyor musun? Onlar birlikte göz kırparlar, birlikte aÄŸlarlar, her ÅŸeyi birlikte görürler ve birlikte uyurlar. Buna raÄŸmen asla birbirlerini görmezler. ArkadaÅŸlık bunun gibi olmalı. ArkadaÅŸsız hayat cehennem gibidir.

Senin en iyi arkadaşın kim?

resim  kaynak .ankaraterzilerodasi.org.tr

HİKAYELER TECRÜBELER